Ülkemizde Yaşanmış Gerçek Olaylar – Dikkatli Olmak Lazım

Ülkemizde Yaşanmış Gerçek Olaylar – Dikkatli Olmak Lazım

Hukuk Fakültesinde okuyan bir arkadaşımdan dün bir çay muhabbeti esnasında bunu dinledim. 

Sultanahmet civarında bir çay bahçesinde oturuyormuş Bir çay söylemiş. Yan masaya iki adam oturmuş ve onlar da çay söylemişler. Çaylar gelmiş, çayı 2 adama uzatan garsona, adamlar ‘yok’ demişler, ‘delikanlıya ver’, daha önce geldi kendisi’. Delikanlıyla ‘yok, siz için’ vs. gibisinden ufak Şakalaşmalar olmuş.

Çaylar yudumlanırken 2 adam yemekte oldukları Bisküvilerden delikanlıya uzatıp ‘buyurun, alın’demişler. Delikanlı da kıramamış ve birkaç tane alıp yemiş. Daha sonra otobüsüne binmek için oradan kalkmış. Otobüse bineceği sırada uykusu gelmeye başlamış, etrafına baktığında çay bahçesindeki adamların kendisini izlediğini fark etmiş ve telaşa kapılmış. Çoğu kimsenin bildiği, Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden birinin de anlattığı bir 911 vakası aklına gelmiş: ( Böbrekleri çalınan birisi ).

Her neyse…

Hemen kendisini alması için arkadaşına telefon etmiş. Arkadaşı gelmiş ve hastaneye gitmişler. Doktorun sözleri: Eğer eve gitmiş olsaydın bir daha uyanamazdın. Çünkü sana verilen uyku ilacı dozajı öldürücü düzeyde!’

YER ISTANBUL….

Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır.

Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20–22 yaşlarında başka bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla…

Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder… O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: ‘yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek… bari sen iç de israf olmasın’ derler..

İlk başta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye başlar..

Bu arada 3’lü, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu bir sohbete dalmıştır.. Çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar, tabii o an anlar başına bir bela aldığını.. Üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler. .

Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. .  Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerde ki otobüs durağına zorda olsa varır..

Fakat 3’lü de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir… Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur..

Fakat bu arada artık neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir.. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir iş geldiğini, o an otobüste olduğunu, falanca durakta ineceğini söyler..

Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. . Arkadaşı ise bununla beraber inen 3’lüden şüphelenir. O an orada devriyede bulunan polise durumu bildirir. Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler..

Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek:

Arkadaşın intihar mı etti?’ diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor; ‘ aşırı dozda ilaç almış. Gecikseydiniz kurtaramayabilirdik ‘ diye cevap verir..

İşin daha ilginci ve can âlıci noktasıysa bunların yakalanamaması bu 3’lünün ORGAN MAFYASI çetelerinden olduğu anlaşılır.

Yani hala ortalıklarda geziniyorlar.

İzmit depreminde ölülere musallat olan organ mafyaları, işi daha da ileri götürerek canlı insanların peşine düşmektedir… Bunlar yaşanmış olaylar.

Herkesin çoluğu çocuğu ve yakınları var, özellikle İstanbul’ Ankara’ İzmir’ dikkat etsin…

Savaş, ekonomi, Kıbrıs derken hayatın detayları çok korkunç olabiliyor. Sağlıklı ve kazasız belasız günler dilerim..

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
Yandex.Metrica