Osmanlı’dan 3 Atasözünün Hikayesi

Kısa kes Aydın abası olsun

Eskiden Balıkesir’de çok güzel ‘aba’lar dokurlarmış. Hem dokunan kumaşın ismiaba, hem de bu abadan dikilen ve şalvarın üstüne giyilen ceketin ismi aba imiş. Abayıgenellikle fakir ve orta halli halk giyermiş. Daha varlıkı olanlar çuha giyerlermiş.

Balıkesir’e yolu düşen bir vatandaş, oranın meşhur abasında bir elbiselik alıp,memleketine götürmüş. Diktirmek için terziye vermiş, terzi ölçüsünü almış fakat “bu abahem üstlük hem de şalvar dikmeye yetmez, daha ister” diye tutturmuş.

Tepesi atan müşteri terziye şöyle bağırmış:
– Yahu nasıl yetmez, nasıl çıkmaz? Eteklerini “kısa kes Aydın abası” olsun.

Yalancının Mumu

Vaktiyle İstanbul’daki Fatih Medresesi’nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler, beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparlarmış.

Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp, o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş.

Bu talebelerden birisi çok açıkgözmüş. Her gece şamdanların dibinde kalan kırıntı mumları toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine indirirmiş. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi uzun müddet odayı aydınlatamaz, erkenden sönermiş.

İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca, hesap sormaya başlarlar:

– Biz sana para verdik, ne diye mum almadın?
– Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor.
İçlerinden birisi:
– Tabii o kadar yanar, çünkü “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar”…

Ayıkla pirincin taşını

Yavuz Sultan Selim Han’ın Yemen’i Osmanlı toraklarına katmasından bir süre sonra, Yemen’de isyan çıkmış. Uzun uğraşlar sonunda Yemen Fatihi Sinan Paşa, duruma el koyup 400 yıl sürecek sükûneti temin etmişti.

Söylentiye göre, Sinan Paşa’nın ordusu bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere, has torbalar içindeki mısırı ve pirinci yere serdikleri büyük bir çadır bezinin üstüne dökmüş ve taşlarını ayıklamaya başlamışlar.
Bu sırada bir fırtına çıkmış ve rüzgârın savurduğu bir kum bulutu, pirinçleri üstüne inerek, ufak bir tümsek halinde yığılmış.

Kumların arasında kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasından şakacı bir asker arkadaşlarına:

– Biz Allah’ın nimetini taşlı diye beğenmiyorduk, oysa bizim gibi günahkâr kullara üç beş taş az bile gelir. Hadi ‘ayıklayın bakalım pirincin taşını şimdi’ diyerek herkesi güldür…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
Yandex.Metrica