Ne Demeye Hala Taşırsın

iki seyyah derviş bir şehirden diğerine memleket memleket gezerlerken, bir gün taşkın bir dere kıyısına gelmişler.. tam suyu geçeceklermiş ki, az ötede korkudan tir tir titreyen, yapayalnız ve genç bir kadını farketmişler.

dervişlerden biri hemen kadının yardımına koşmuş. onu sırtına almış ve suyu öylece aşmış. sonra da kadını derenin öte yakasında yere bırakıp helalliğini de almış. böylece diğer derviş ile beraber yola revan olmuşlar.

ancak yolun kalan kısmında öteki dervişin ağzını bıçak açmamış. suratından düşen bin parça. somurttukça somurtuyor. bir kaç saat böyle surat astıktan sonra suskunluğunu bozup şöyle demiş: “ne demeye o kadına yardım ettin? bir de üstelik ona dokundun. seni ayartabilirdi, baştan çıkartabilirdi! erkekle kadın böyle temas etsin, olacak iş mi! ayıp ya hu… olmaz, bize yakışmaz!”

kadını sırtında taşıyan bizim derviş ise sükunetle gülümsemiş: “iyi de erenler, ben o genç kadını derenin karşısına geçirip orada bıraktım. sen ne demeye hâlâ taşırsın?”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
Yandex.Metrica