Hayata Dair

Aksak Timur, Nasreddin Hoca’nın köyüne uğrar.  Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konuk severliğe karşılık;  “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider.  Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.  Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz. Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar. Biz bu file birşey yapsak padişah kellemizi alır derler. Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der. Köylüyü arkasına alır huzura çıkar. Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar. Hoca: -Padişahım bu...
Nasrettin Hocayı  bir köye vaaz ve nasihat vermesi için davet ederler.  Kararlaştırılan gün köye gelen Hoca  ''bir kese altın verirseniz konuşurum,  yoksa döner giderim'' der.  Çaresiz herkesten para toplayarak  bir kese altını verirler.  Harika bir konuşma yapan Hoca,  cuma namazından çıkınca,  aldığı bir kese altını iade eder.  Madem geri verecektin niye istedin diye sorulunca;  ''Para ödediğiniz için, dikkatle dinlediniz; birincisi bu...  ikincisi de... cebinde para oldu mu insan, bir başka konuşuyor'' cevabını vererek harika iki ders verir.
Üç mahkum cezaevi yolundadır. her birine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar :  - eeee sen ne getirdin ? diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi boyayabilecegini soyler. ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir.  - bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim.  üçüncü mahkuma merakla sorarlar :  - sen ne getirdin ?  adı temel olan üçüncü mahkum bir kutu cikarir...
Bir Çinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg'i görür. Onun bir hayranı olduğu için yanına koşar ve imzalı bir fotoğraf ister. Spielberg beklenmedik bir şekilde Çinli'yi tokatlar. Şaşkın Çinli sorar: "Neden böyle yaptınız?" Spielberg cevaplar "siz 2. dünya savaşında bizim Pearl Hharbour limaninıi bombaladınız." Çinli daha da şaşkın: "ama onlar Japonlardı, ben ise Çinliyim.!.." Spielberg: "Çinli, japon, koreli, vietnamli, hepsi ayni bok".. Bunun üzerine Çinli de Spielberg'e bir tokat atar bu defa şaşkın Spielberg sorar: "Peki...
İki genç kadın golf oynuyorlar.  Sarışın olanı topu dikmiş,  sopayı öyle bir savurmuş ki..  top havada kursun gibi uçmuş, öbür delikte golf oynayan bir erkeğe o hızla çarpmış..  kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.  sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..  "lutfen izin verin size yardim edeyim..  ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."  "yooo.. yooo.. gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri...
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. birden yağmur bastırır. hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. bu sırada hepsinin dikkati odada yanmakta olan soba üzerinde toplanır. soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha...
başlarında temel'in bulunduğu 4 adet avcı ormanda ilerlemektedir. temel az ilerde küçük bir delik görür ve arkasına seslenir: "tavşan deliği, yere yatın!". avcılar yere yatar ve az sonra gerçekten bir tavşan çıkar, avcılar da kolaylıkla vurur. yola devam ederler. biraz daha büyük bir delik çıkar karşılarına. temel bağırır: "tilki deliği, yere yatın! ". herkes yatar ve biraz sonra çıkan tilkiyi avcılar hemen vurur ve çantalarına atarlar, herkes mutludur. yolun az ilerisinde daha...
elemanımız yolda yürürken eski bir lamba görmüş ve içinden "Ulan Alaaddin'in sihirli lambası gibi bişi olmasın sakın bu?" şeklinde düşünmüş daha sonra lambayı sıvazlamış(?) hakikaten de lamba sihirli imiş ve içinden devasa bir cin çıkıp; - ey sahip! beni yüzyıllar süren uykumdan uyandırıp özgür kıldın. dile benden ne dilersen. ancak unutma sadece bir tek dilek hakkın var. o yüzden iyi düşün ve öylece karar ver!...demiş eleman da düşünmüş düşünmüş, amerikaya gitmeye karar vermiş. -...
Cindy Crawford ve Asım bir gemi kazası neticesinde ıssız adaya düşerler. Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah aksam beraber vakit geçirirler. Ancak bir sure sonra asim, durumdan zevk almamaya baslar. Cindy çıldırırı, Asim'a ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her türlü fantaziye her şeyiyle emrine amade oldugunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye calışacağını anlatır. Asim inatla cindy'ye "istedigim seyi yapabilmen mümkün degil" der. cindy caresizlik icinde israr eder ve her seyi goze aldigini soyler. asim en sonunda bir denemeye...
Rus askerleri dağda bir mağarayı kuşatmış. Mağaradan bir ses gelmiş: "bir Çeçen 10 rus'un hakkından gelir". Rus komutan mağaranın içine 10 asker yollamıs. çatısma sesleri duyulmuş ve ardından bu kez yeni bir ses duyulmuş: "bir çecen 30 rus'un hakkından gelir...!" komutan sinirlenmiş ve 30 asker daha göndermiş. yine silahlı çatısma sesleri duyulmuş. bu defa mağaradan "bir çecen 50 rus'un hakkından gelir" narası duyulmuş. komutan iyiden iyiye küplere binmiş ve mağaraya...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica