Hikayeler

Evli çift, fakir olduğundan istedikleri şeyleri hiçbir zaman alamamışlar..! Adamın babasından yadigar bir saati varmış. Fakat bu saatin zinciri yokmuş. Adamın tek hayali babasından kalan bu hatıraya gümüş bir zincir alabilmekmiş. Karısının da o kadar güzel saçları varmış ki, o saçlara yakışır gümüş bir toka almak istermiş ömrü boyunca. Evlilik yıldönümlerinde kadın bir perukçuya gidip saçlarını satmış. Aldığı parayla da ucuz bir peruk alıp başına geçirmiş. Kalan parasıyla da eşinin babasından kalan saate, eşinin...
Bir grup kadın “Kocanızla sevgi dolu bir evlilik yaşayabilirsiniz” konulu bir seminere giderler. Semineri yapan psikolog sorar: –“Kaçınız kocasını seviyor?” Bütün eller kalkar. Psikolog tekrar sorar: “Bunu ona en son ne zaman söylediniz?” Bazıları “bugün” der, bazıları “dün”, bazıları hatırlamaz. Psikolog kadınlara cep telefonlarını çıkarmalarını ve kocalarına “Seni seviyorum” mesajı çekmelerini, sonra da telefonlarını birbirleriyle değişmelerini, gelen cevapları okumalarını ister… Kadınlar söyleneni yaparlar ve beklerler. İşte kocalardan gelen cevaplardan bazıları: – “Ne oldu? hasta mı...
Meksikalı bir köylü, göl kenarında balık tutarken yanına gelen bir Amerikalı iş adamı sormuş; – Sen ne yapıyorsun burada? – Balık tutuyorum, demiş balıkçı – Neden daha büyük işler yapmıyorsun? Mesela bir iş kurmuyorsun, tuttuğun balıklar çok lezzetli, küçük bir işyeri kurabilirsin – İş kurduktan sonra ne olacak, demiş balıkçı – Para kazanırsın, zamanla işleri büyütürsün. Yanında bir çok insan çalışır. İhracat yaparsın. Hatta New York’ta ofis tutarsın – Sonra? – Çok zengin olursun! Aklın alamıyacağı kadar...
Atatürk, Mersin'e yaptığı gezilerden birinde, kentte gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş: “Bu köşk kimin?” “Kirkor'un.” “Ya şu koca bina kimin? “Yorgo'nun.” “Ya şu apartman kimin?” “O da Salomon'un.” Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: “Onlar bunları yaparken ya siz neredeydiniz?” Toplananların arkalarından yaşlı bir köylünün sesi duyulmuş: “Biz Yemen'de, Tuna boylarında, Balkanlar'da, Arnavutluk dağlarında, Kafkasya'da, Çanakkale'de, Sakarya'da savaşıyorduk paşam!” Atatürk bu hatırasını naklederken: “Hayatta cevap veremeyeceğim yegâne insan bu ak saçlı ihtiyar olmuştur.” der.
Bir gün Şeytan Boynu Bükük Dolaşırken Bir Tane Kadın Görmüş Ve Sormuş. -Neden Boynun önünde .. Şeytan… Şeytan Yanıt Vermiş.. -Şu Felanca Köyü Bilirsin.Ordaki Herkesi Yoldan Çıkardım.Ama Hocayı Ne Ettimse Bir Türlü Yoldan Çıkaramadım.Adam İyilik Sever Dinine Başlı Herkese Yardım Eder. Onu Yoldan Çıkaramadığım İçin Boynun Eğri..Demiş. -Gel SeninLe Bir Antlaşma Yapalım -Nasıl Bir Antlaşma -Sen Bana Bir Çift Kırmızı Papuç Getirceksin. Üzeri Altınlarla Süslenmiş,Ben Hocayı Yoldan Çıkaracam -Tamam O iş Çok Kolay..Yarın Gene Burda Buluşalım.Sen...
Bir grup öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş. İşlerinden ve sorunlarından söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş önceki öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm  öğrenciler, kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde, hocaları onlara şunu söylemiş: – Farkına...
Genç bir çift şehrin en güzel mağazalarından birine girer. Genç karı koca; masaların üzerinde bulunan tavana asılmış veya gelişi güzel vitrinlere atılmış çeşitli renkli oyuncakları incelemektedirler. Bunlar arasında ağlayan veya gülen bebekler de vardı. Ayrıca; elektrikli oyuncaklar pizza ve pasta pişirmeye yarayan minyatür mutfaklar da bulunuyordu. Yanlarına sevimli bir satış elemanı kızcağız yaklaşana kadar bir türlü karar veremediler. Karısı satış elemanına;Bizim çok küçük bir kızımız var. Ancak biz bütün gün ve bazen...
Gazi Osman Paşa’da büyük bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan yeğenimin anlattığı bizzat şahit olduğu bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Büyük bir hastanede özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyordum. Herzaman olduğu gibi yoğun bir gün yaşıyorduk. Öğlen saatlerinde hastanenin acil kapısına yaklaşan ambülansın acı acı siren sesiyle bir anda ortalık hareketlenmişti. Sedyede yatan tahminen yirmi beş otuz yaşlarında genç bir delikanlıydı.Çalıştığı inşaatta ağır bir cisim ayağının üzerine devrilmiş bir süre ayağı bu ağır...
Küçük çocuk bir gün eve geldiğinde annesine bir kağıt verdi ve “Bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi tembihledi”. dedi. Annesi kağıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okudu: “Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.” Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken...
Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkasına yetiyordu. Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica