Edebiyat

Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmış, dert içinde eve kapanmıştı. Sokağa çıkmıyordu. Annesi... Bir de kendisi... O kadardı bütün hayatı... Bir gün fena halde bunaldı, dayanamadı, attı kendini sokağa. Bir yığın vitrinin önünden geçti. Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir...
Bir baba ile kızı dertleşiyorlarmış. Kızı hayatında çok sıkıntı yaşadığından ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilemediğini söylemiş babasına. Hatta sorunlar ardı arkasına devam ediyormuş hayatında. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve "gel,sana bir şey göstereceğim!" diye kızını mutfağa götürmüş. Baba ünlü bir aşçı imiş. Ocağa 3 tane eşit büyüklükte kap koymuş, 3'üne de eşit su koymuş ve 3'unun de altını ayni miktarda yakmış. Ve 1. kaba bir havuç, diğerine bir adet...
Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı, 'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi. Padişah da 'Lütfetmiş olursunuz' dedi. Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar,...
Ne zaman öleceğim? Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.   Kan nakli ilerlerken sordu: "Ne...
Bugün bir yazı okudum. Okuyunca donakaldım. Kahroldum. Efendim, Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu gerçek bir Türk hanımefendisi. Finlandiya’da doçentlik ünvanını alan ilk yabancı. Kendisi kireçlenmenin müsebbibi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA’da (Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi) çalışan ilk Türk Bilim Kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar...
Adam, Kadından Boşanmak İstediğini Söyledi. Kadının Cevabı, Adamı Şok Etti   Hikayeyi en az birkaç kez okudum ancak her seferinde gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Aşkı özetleyen ve herkesin okuması gereken bir yazı. Üzücü olsa da sevgi ve ilişkilerden ders almamızı sağlayacak bir hikaye. Adamın yazdığı bu yazı internette 10 yıldır konuşuluyor. Gerçek mi yoksa kurgu mu tam olarak bilmesem de, kesinlikle paylaşmaya değer bir yazı. Okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Birkaç dakikanızı ayırın...
Kaf Dağı’nın arkasındaki küçük bir ülkede kendini beğenen bir kral varmış. Bir gün kralın kâhinleri gaipten haber getirirler; “Kralımız sizi çok seviyoruz. Yarın öğleden sonra bir yağmur yağacak, bu yağmurda ıslanmamaya çalışın. Çünkü bu yağmurda ıslananlar delirecekler.” Kral kendisini düşünen kâhinleri hediyeler vererek uğurlar. Ertesi gün öğleden sonra yağmur yağmaya başlar. Yağmurda ıslanan insanlar delirirler. Delirmeyen kimse kalmaz, kralın dışında. Ülke âdeta tımarhaneye dönmüştür. Başlarda halinden memnun olan kral, zamanla ülkede...
Şirketin birinde çalışan genel müdür, yaşlılığın da etkisiyle işinden ayrılır. Yerine yeni bir genel müdür alınır. Eski genel müdür, yeni genel müdüre tecrübelerini anlatır ve üç adet zarf bırakır. Her biri numaralı olan bu zarfları her başı sıkıştığında birer tane açmasını söyler. Yeni genel müdür işe başlar. Misyon ve vizyonunu belirledikten sonra verim artsın, iş yerinde sinerji ortamı oluşsun diye çalışanlarına insan kaynakları seminerleri verdirir. Bir sene iyi giden işler...
20 yaşında genç delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı. -Baba; arabalar, arabaları görüyor musun, bizle geliyorlar. Babası gülümsedi ve mutlulukla saçını okşadı. Genç bir süre daha dışarıyı izledi ve sonra birden bağırdı. -Bulutlar baba, bulutlar harika Baba gülümseyerek oğlunu izledi. -Baba ağaçlar dedi aniden delikanlı. Onlar hep geride kalıyor dedi. Arkada oturan yaşlı adam, bu bağrışmalardan rahatsız olmuş olacak ki; Babanın omzuna dokundu. Beyefendi oğlunuzu iyi bir doktora götürmelisin. Problemi var herhalde. Baba geriye dönerek "o zaten iyi bir doktordan geliyor....
Evli çift, fakir olduğundan istedikleri şeyleri hiçbir zaman alamamışlar..! Adamın babasından yadigar bir saati varmış. Fakat bu saatin zinciri yokmuş. Adamın tek hayali babasından kalan bu hatıraya gümüş bir zincir alabilmekmiş. Karısının da o kadar güzel saçları varmış ki, o saçlara yakışır gümüş bir toka almak istermiş ömrü boyunca. Evlilik yıldönümlerinde kadın bir perukçuya gidip saçlarını satmış. Aldığı parayla da ucuz bir peruk alıp başına geçirmiş. Kalan parasıyla da eşinin babasından kalan saate, eşinin...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica