Anlamlı Hikayeler

İzmir Köfte, Açlık ve Çaresizlik İlkokula gidiyordum. Çocukluğumun yoksulluk günleriydi. Babamın işsiz olduğu tarihlere denk gelen bir gündü. O gün okuldan çıkmıştım, babamla bir lokantaya girmiştik. Tezgahta daha önce soframıza hiç teşrif etmemiş bir yemek görmüştüm. Köfteler sulu patatesin içindeydi. Hiç unutmam yemeğin adı İzmir köftesiydi. Görünüşüyle çok hoşuma gitmişti. Babam ne yemek istediğimi sorduğunda, ona o yemeği göstermiştim. Serde yoksulluk olduğu için, önce fiyatını sordu babam mecburen. İyi hatırlıyorum o günün şartlarına göre, tezgahta en pahalı yemek oydu. Babam önce...
Üniversitenin son günleriydi. Okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, -Ne olmak istiyorsun? dedi. -Entelektüel olmak istiyorum dedim. -Senden entelektüel olmaz dedi. Çok şaşırmıştım. Biraz duraksadıktan sonra, kırgın ve alıngan bir ses tonuyla; -Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30 kişi bile dersinize girmiyor. Şu gördüğünüz okulda en çok okuyan öğrenci benim. 1 tek kişi daha gösterebilir misiniz benim gibi okuyan, araştıran ve sizinle sınıfın ortasında...
1970 ‘lerin ünlü bir araştırmasında, bir araştırmacı anaokulu çocuklarını tek tek odaya alır, odada masanın üzerindeki tepsideki marşmelov dışında bir dikkat dağıtıcı yoktur. Araştırmacı odadan çıkmadan çocuğa marşmelovu isterse hemen yiyebileceğini veya on beş dakika beklerse ikinci bir marşmelov ile ödüllendirileceğini söyler. Çocuklar, bu çelişkiyle yüz yüzeyken Walter Mischel yüksek lisans öğrencileri bir aynanın arkasından onları izlerler. Bazıları, araştırmacı çıkar çıkmaz marşmelovu ağzına atar, bazıları bekleyebilir. Bu çocuklar, kendilerini tutmak için akıllarına gelen her...
Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep ayni şeyi söylerdi: "Bunda da bir hayır var!" Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri...
Cehennem Korkusu Haccac ve adamları Mekke ile Medine arasında yolculuk ya­parken bir suyun başında mola verdiler. Sofra kurulunca; Haccac etrafa bakın fakir birisi varsa getirin beraber yiyelim dedi. Hizmetçiler yakınlarda üzerinde bir hırka olan birini gördüler. Onu uyandırıp; Seni Haccac çağırıyor, dedi­ler ve adamı Haccac'ın yanına götürdüler. Haccac: -Gel beraber yemek yiyelim, dedi. Adam yemem diyerek Haccac'ın teklifini reddetti cevaba şaşıran Haccac sebebini sorunca: -Beni senin sofrandan daha iyi. bir yere çağırdılar. -Nereye çağırdılar? Deyince adam: -Allah'ın misafirliğine...
Çok eski zamanlarda bir dilenci varmış.bu dilenci köy köy dolaşır, “eden bulur!…” diyerek dilenirmiş.dilencinin hali ve söyledikleri insanların çok tuhafına gidermiş.bu tuhaf dilenci yine günlerden bir köyde dileniyormuş. Dilenmek için dolaşırken de durmadan aynı sözleri söylüyormuş; -Eden bulur!…Eden bulur!…. O köyde köylüler tarafından merhametsizliği ile tanınan ihtiyar, huysuz ve de kötü kalpli bir kadın, dilencinin bu sözlerine fena hâlde öfkelenirmiş , ve bir gün, kendi kendine: -“eden bulur da ne demek?ben sana gösteririm...
Müridlerinin taparcasına sevdiği, ermiş gözüyle bakılan, her dediği ilahi bir kanun gibi kabul edilen tarikat şeyhi bir hoca köy evinde kalabalık bir sofrada ağırlanmaktadır. İkide bir gözlerini yumarak “hoşt” demesi sofradaki diğer misafirlerin dikkatini çeker. İçlerinden biri dayanamaz sorar; – Hocam hayırdır? Hoca; – Kabe’nin duvarına çiş yapmak üzere olan köpekleri kovuyorum, der. O esnada evin hanımı sofraya pilav üstü et servisi yapar. Sadece hocanın pilavının üzerinde et yoktur. Hoca kadına hitaben; – Kızım, benim tabağıma et koymayı...
Köyünde onu herkes öldü bilmektedir. Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür. Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır. “-Sen kimsin? -Ben Seyidim. -Biz seni öldü biliyoruz. -İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi? -Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.” Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir...
Emekli Öğretmenin Velilere Yazdığı Açık Mektup Herkesi Düşündürdü “Emekli bir öğretmen olarak, insanların devlet okulları hakkında fazla bilgi sahibi olmadan yorumlar yapmasından sıkıldım. Eğitim sistemimizi nasıl düzeltmemiz üzerine tavsiyeler de veriyorlar bir de. Sorun öğretmenler değil! Sorun veliler! Çocuklarına evde öğretilmesi gereken şeyleri öğretmiyorlar. Başkalarına saygı duymayı ve onlarla anlaşmayı bilmiyorlar. Bazı çocukların giydiği ayakkabılar bir öğretmenin o günkü giydiği bütün kıyafetlerden daha pahalı olmasına rağmen yanlarında ne kağıt ne kalem getiriyorlar. Bunları...
Tilkiyle yılan arkadaş olur ve birlikte yolculuğa çıkarlar.   Bir ırmağın kenarına geldiklerinde yılan tilkiye “Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da karşı kıyıya beraber geçelim!” der. Tilki, arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar. Karşı kıyıya vardıklarında yılan “Tilki kardeş! Ben seni sokacağım!” deyiverir. Neye uğradığını şaşıran tilki “Yılan kardeş! Biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak, ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma al­masam...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica