Anlamlı Hikayeler

Çok eski zamanlarda bir dilenci varmış.bu dilenci köy köy dolaşır, “eden bulur!…” diyerek dilenirmiş.dilencinin hali ve söyledikleri insanların çok tuhafına gidermiş.bu tuhaf dilenci yine günlerden bir köyde dileniyormuş. Dilenmek için dolaşırken de durmadan aynı sözleri söylüyormuş; -Eden bulur!…Eden bulur!…. O köyde köylüler tarafından merhametsizliği ile tanınan ihtiyar, huysuz ve de kötü kalpli bir kadın, dilencinin bu sözlerine fena hâlde öfkelenirmiş , ve bir gün, kendi kendine: -“eden bulur da ne demek?ben sana gösteririm...
Müridlerinin taparcasına sevdiği, ermiş gözüyle bakılan, her dediği ilahi bir kanun gibi kabul edilen tarikat şeyhi bir hoca köy evinde kalabalık bir sofrada ağırlanmaktadır. İkide bir gözlerini yumarak “hoşt” demesi sofradaki diğer misafirlerin dikkatini çeker. İçlerinden biri dayanamaz sorar; – Hocam hayırdır? Hoca; – Kabe’nin duvarına çiş yapmak üzere olan köpekleri kovuyorum, der. O esnada evin hanımı sofraya pilav üstü et servisi yapar. Sadece hocanın pilavının üzerinde et yoktur. Hoca kadına hitaben; – Kızım, benim tabağıma et koymayı...
Köyünde onu herkes öldü bilmektedir. Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür. Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır. “-Sen kimsin? -Ben Seyidim. -Biz seni öldü biliyoruz. -İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi? -Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.” Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir...
Emekli Öğretmenin Velilere Yazdığı Açık Mektup Herkesi Düşündürdü “Emekli bir öğretmen olarak, insanların devlet okulları hakkında fazla bilgi sahibi olmadan yorumlar yapmasından sıkıldım. Eğitim sistemimizi nasıl düzeltmemiz üzerine tavsiyeler de veriyorlar bir de. Sorun öğretmenler değil! Sorun veliler! Çocuklarına evde öğretilmesi gereken şeyleri öğretmiyorlar. Başkalarına saygı duymayı ve onlarla anlaşmayı bilmiyorlar. Bazı çocukların giydiği ayakkabılar bir öğretmenin o günkü giydiği bütün kıyafetlerden daha pahalı olmasına rağmen yanlarında ne kağıt ne kalem getiriyorlar. Bunları...
Tilkiyle yılan arkadaş olur ve birlikte yolculuğa çıkarlar.   Bir ırmağın kenarına geldiklerinde yılan tilkiye “Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da karşı kıyıya beraber geçelim!” der. Tilki, arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar. Karşı kıyıya vardıklarında yılan “Tilki kardeş! Ben seni sokacağım!” deyiverir. Neye uğradığını şaşıran tilki “Yılan kardeş! Biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak, ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma al­masam...
Kızına İşi Hakkında Yalan Söyledi – Yalanı Ortaya Çıkınca Bakın Ne Söyledi Çocuklarıma asla gerçek işimden bahsetmedim. Benden utanmalarını istemedim. En küçük kızım ne iş yaptığımı sorduğunda ona işçi olduğumu söylerdim. Her gün eve gitmeden önce yaptığım iş belli olmasın diye umumi tuvaletlerde temizlenirdim. Kızlarımı okula göndermek ve iyi bir eğitim almalarını istedim. Ayakları yere bassın istedim. Kimsenin onlara bana baktıkları gibi yukarıdan bakmasını istemedim. İnsanlar benimle hep dalga geçti. Kazandığım her kuruşu...
Hepimiz çocuklarımızın her istediğini yerine getiremiyoruz. En azından gayret ediyoruz. Küçükken bunu anlamasalar da büyüdüklerinde ebeveynlerinin ne kadar fedakârlık yaptığını anlıyorlar. Umarız ki anne ve babasının küçükken kendilerine gösterdiği fedakarlıkların kıymetini bilen kişiler yazıyı okuma şansını bulurlar. 80 yaşındaki babayı, 45 yaşındaki oğlu ziyarete gelir. Baba pencereden dışarıya bakar. Oğluna, ‘Şuradaki ne oğlum?’ diye sorar. Oğlu karga olduğunu söyler. Birkaç dakika sonra baba sorusunu tekrarlar. Oğlu da, “Az önce söyledim ya baba! Karga işte!” der. Baba üçüncü...
Galiba Sizin Meyveniz Yok Padişahla karısının bir türlü çocuğu olmuyormuş, ne yapmışlarsa bir türlü bir çocuk sahibi olamamışlar. Bir gün yaşlı, uzun sakalları olan beyaz bir adam saraya konuk gelmiş, padişah adamı çok sevip akşam yemeğine alıkoymuş. Yemekten sonra sakallı ihtiyar    – “Galiba sizin meyveniz yok” demiş.    Padişah hemen atılmış,    – “Her meyveden var, ne istersiniz?” demiş. – “Yok,” demiş ihtiyar, “onu söylemiyorum, galiba sizin çocuğunuz yok, onu söylemek istiyorum.”   Padişahla karısının gözleri dolmuş, –...
Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda, “Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der. Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz… Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes...
Şeytan Ayrıntıda Gizlidir ! Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş. Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş. Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica