Anlamlı Hikayeler

Sanki gelecek ay gökten para yağacak. Hem ev sahibim de zengin biri sayılmaz ki. Kimseden borç istemeye de yüzüm kalmadı. 20 milyon da kiraya verince elde 10 kalacak, bakkal artık beklemez, 5 de ona. Kalan 5 de bir hafta yeter ya sonra?.Adam evine geldiğini farketti. İçeri girdi, sıkıntılarını olabildiğince ailesine yansıtmayan biriydi. Yüzündeki sıkıntılı ifadeyi zorla da olsa değiştirdi, güler yüzle içeri seslendi; –Alo !. . . kimse yok mu?...
-Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin? Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi: -Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim. – Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım? -Ahmet arkadaşımız var ya… -Evet, ne olmuş Ahmet’e? -Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pek iyi şeyler koymuyor. – Eee? -Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz? Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin...
İki katır yolda yan yana gidiyorlarmış. Biri buğday, biri altın yüklüymüş. Altın çuvalı taşıyan katır, değerli bir yük taşıdığı için böbürlenirmiş. Yolda arkadaşına: - Doğrusu yorulduğuna değmez, demiş. İki çuval buğday kaç para eder ki? Etse etse beş yüz lira eder. Bense bir servet taşıyorum. Buğday yüklü katır dinler, sesini çıkarmazmış ama, onun bu böbürlenmesine de kızarmış. Uzun bir yolculuktan sonra, büyük bir ormandan geçerlerken hırsızların saldırısına uğramışlar. Buğday yüklü katıra hiç kimse karışmamış....
Seksen iki yaşındaki Ayşe teyze,başı bağlı,namazını kılan bir teyze. Trabzon'a gitmek için otobüs durağında beklemektedir. O sırada sosyetik tarzda türbanlı bir kız da durağa gelmiş. Kızın başı ambalajlı ama eteği normalden biraz kısa. Ayşe teyze kızı dikkatle süzdükten sonra . 'Kızım, yukarıdan değil, aşağıdan yapayiler' demiş.
Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege'de yaşayan ünlü masalcı Ezop'un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü: Hikáye bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider. Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür. Beygir merakla sorar: 'Nedir bu halin inek kardeş?' İnek acıklı bir şekilde içini çekerek...
Kusur "Sizin hırkalarınızın yenleri neden bu kadar genis olur?"  Mevlevi aciklamis:  "Baskalarinda gördügümüz kusurlari örtmek icin."  O da sormus:  "Ya sizin hirkalarinizin yenleri niye bu kadar dar olur?"  Bektasi aciklamis:  "Biz hic kimsede kusur görmeyiz ki..."  Şişe Bektaşinin biri içki şişesiyle camiye girer. Onu gören arkadaşı sen ne yapıyorsun içki şişesiyle camiye girilirmi? diye sinirlenmiş. Bektaşi dönüp; sen zina aletiyle giriyorsunda birşey olmuyorda, içki şişesiyle girince ne olur demiş Onu Allah Sorar Sözde, Bektasiyi topluluk icinde kücük düsüreceklerdi. Oldukca zengin birisi:  "Bektasi Efendi, borcunuz var mi?" diye...
Osmanlı tarihinin en renkli simalarından biri de Mehmet Paşa’dır. Onu çekemeyenler tarafından “Öküz” lakabı ile anılırmış. Günün birinde Mehmet Paşa’nın çadırında çok sayıda insanın olduğu bir zamanda bir öküzün içeri bakıp böğürdüğü görülür. Orada bulunanlar bu tablo karşısında gülünce paşa bozuntuya vermez:  – Biliyor musunuz, o bana ne dedi?  Meraklı bakışlar arasında konuşmasını sürdürür:  – Bana, ‘Seni biliyoruz ama bu eşeklerle burada işin ne?’ diye sordu 
Bir Yahudi müneccim, Abbasi Halifesi Harun Reşit’in ziyaretine gelir. Ziyareti esnasında halifenin yakında öleceğini tarih de belirterek söyler. Halife bunu duyunca müneccime bir ders vermek ister. Cafer El Bermekî’yi saraya çağırtır. Bermekî, Yahudi müneccimi sarayda bulur. Aralarında şu konuşma cereyan eder: – Sen halifenin şu kadar gün sonra öleceğini söylüyorsun değil mi? – Evet. – Peki, senin ömrün ne kadar? – Padişahın ölümünden şu kadar süre sonra. Bu cevap üzerine Cafer El Bermekî, halifeye döner...
Vakti zamanında bir adam, bir başka binayla paylaştığı bahçesi olan bir evde yaşarmış. Bahçeler ortak, binalar ayrı. Adam evinde işiyle o kadar meşgul ki, bir kez bile bahçeye dönüp bakmamış, bahçe çer çöpten, ölmüş bitkilerden, tenekeden geçilmiyor.. Bir gün yan binaya bir kadın taşınıyor, kadın evindeki ve kendi diğer işlerini bitirince bahçe dikkatini çekiyor ve bahçesini düzeltmeye karar veriyor. Kadın kendi tarafındaki ölmüş bitkileri topluyor, yenilerini ekiyor, çimler seriyor.. Bir kaç haftaya kendi...
Kıtlama Şeker Eskiden İran'da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler İran'a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular. İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10'nu teklif ettiler. Nitekim bir Cuma Namazı'nda (İran'da Cuma Namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor) Cuma Hutbesi'nde Mollalar şu vaazı verdi: "Siz Allah'ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker...
Sayfa başına git
Yandex.Metrica