Anlamlı Hikayeler

Sanki gelecek ay gökten para yağacak. Hem ev sahibim de zengin biri sayılmaz ki. Kimseden borç istemeye de yüzüm kalmadı. 20 milyon da kiraya verince elde 10 kalacak, bakkal artık beklemez, 5 de ona. Kalan 5 de bir hafta yeter ya sonra?.Adam evine geldiğini farketti. İçeri girdi, sıkıntılarını olabildiğince ailesine yansıtmayan biriydi. Yüzündeki sıkıntılı ifadeyi zorla da olsa değiştirdi, güler yüzle içeri seslendi; –Alo !. . . kimse yok mu?...
İki katır yolda yan yana gidiyorlarmış. Biri buğday, biri altın yüklüymüş. Altın çuvalı taşıyan katır, değerli bir yük taşıdığı için böbürlenirmiş. Yolda arkadaşına: - Doğrusu yorulduğuna değmez, demiş. İki çuval buğday kaç para eder ki? Etse etse beş yüz lira eder. Bense bir servet taşıyorum. Buğday yüklü katır dinler, sesini çıkarmazmış ama, onun bu böbürlenmesine de kızarmış. Uzun bir yolculuktan sonra, büyük bir ormandan geçerlerken hırsızların saldırısına uğramışlar. Buğday yüklü katıra hiç kimse karışmamış....
Seksen iki yaşındaki Ayşe teyze,başı bağlı,namazını kılan bir teyze. Trabzon'a gitmek için otobüs durağında beklemektedir. O sırada sosyetik tarzda türbanlı bir kız da durağa gelmiş. Kızın başı ambalajlı ama eteği normalden biraz kısa. Ayşe teyze kızı dikkatle süzdükten sonra . 'Kızım, yukarıdan değil, aşağıdan yapayiler' demiş.
Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege'de yaşayan ünlü masalcı Ezop'un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü: Hikáye bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider. Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür. Beygir merakla sorar: 'Nedir bu halin inek kardeş?' İnek acıklı bir şekilde içini çekerek...
Bir Yahudi müneccim, Abbasi Halifesi Harun Reşit’in ziyaretine gelir. Ziyareti esnasında halifenin yakında öleceğini tarih de belirterek söyler. Halife bunu duyunca müneccime bir ders vermek ister. Cafer El Bermekî’yi saraya çağırtır. Bermekî, Yahudi müneccimi sarayda bulur. Aralarında şu konuşma cereyan eder: – Sen halifenin şu kadar gün sonra öleceğini söylüyorsun değil mi? – Evet. – Peki, senin ömrün ne kadar? – Padişahın ölümünden şu kadar süre sonra. Bu cevap üzerine Cafer El Bermekî, halifeye döner...
Kıtlama Şeker Eskiden İran'da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler İran'a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular. İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10'nu teklif ettiler. Nitekim bir Cuma Namazı'nda (İran'da Cuma Namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor) Cuma Hutbesi'nde Mollalar şu vaazı verdi: "Siz Allah'ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker...
Hayata Tutunun Neden mi? Bir eczanede çalışıyorum. İçeri bir çocuk girdi. Güler yüzlü, etrafına neşe saçan,düzgün görünümlü bir gençti. “Regl ağrısı için ilaç alacaktım ne önerirsiniz?” dedi. “Majezik öneririm ben, vereyim mi?” dedim dalgaya alarak. “Olur” dedi, bir paket majezik alıp gitti. Bir daha ki ay yine geldi aynı çocuk “Majezik alabilir miyim ?” diye sordu, yine bir paket majezik alıp gitti. Bu çocuk her ay gelip,bir kutu majezik alıp giderdi. Bir keresinde...
Oğlan babaya; “Şöyle şöyle arkadaşlarım var” diye konuşurmuş.     Baba;     “Dostun var mı, onu söyle bana?”     “Var elbet” .     “Peki” Bir koyun öldür, kanlı gömleğinle istemeyerek katil olduğunu, kendisine sığınmak istediğini, yardımını istediğini söyle ona. Bakalım ne cevap verecek sana.     Oğlan babanın dediğini yapıp, ilk aklına gelen dostunun kapısını çalmış, meseleyi anlatmış.     Adam;     “Yeni evli, bir de çocuğum var. Kabul edemem kusura bakma” demiş, geri çevirmiş oğlanı.     Baba;     “Git şimdi de...
“Bir kadın bir arkadaşıyla aslında çok çok az tanıdığı bir kişi hakkında dedikodu yapmış. O gece bir rüya görmüş. Tam tepesinde bir el belirmiş ve bu kadını işaret etmiş. Bir anda müthiş bir suçluluk duygusuyla dolmuş içi. Ertesi gün günah çıkarmak için kiliseye koşmuş. Yaşlı bir rahip varmış, ona her şeyi anlatmış ve sonra “Dedikodu yapmak günah mı?” diye sormuş, “Beni işaret eden o el Tanrı’nın eli miydi?”, “Özür dilemeli miyim?”,...
İmam Bir Babam Olmasına Rağmen Nasıl Ateist Oldum, Anlatıyorum!
Sayfa başına git
Yandex.Metrica